Arkadaşına Öner
Yorum yaz (4)
Favorilere ekle
Üye kayıt tarihi: 16.04.2008
Haberler
1. Bağımlılık - Nikotin maddesinin bağımlılık yapıcı özelliği eroine çok benzer.
Sırt ve Bel Ağrısı -Sigara içmek, belle ilgili hastalıkların tedavisini engelleyen faktörlerden biridir. Bunun yanında normal insanlarda da zaman zaman şiddetli sırt ve bel ağrılarına yol açabilir. Bunun nedeni, sigara içen kişilerde vücudun, omurilikteki disklere çok zayıf miktarda oksijen göndermesidir.
İlaca Karşı Bağışıklık- Sigara içenler belli bir ilacın etkili olması için çok daha büyük dozlarda o ilacı kullanmak zorunda kalır.
Kısırlık - Çiftlerden sadece birinin sigara içmesi çocuk olmaması riskini 3 kat artrır. Menopoz - Sigara içen kadınlarda beklenenden 5-10 yıl daha erken menopoz görülür. Bu da kemiklerin erkenden incelmesine ve de erimesine neden olur.
Erken Yaşlanma- Düzenli bir şekilde sigara içilmesi, deri yapısını bozar, kırışıklıklara yol açar. Bunun yanında dişler sararır ve de kararır, tırnaklar sağlıksızlaşır.
İyileşme Zorluğu - Sigara içenlerin yaraları çok daha zor kapanır. Bunun yanında ameliyat sonrası yaralarının iyileşmeme olasılıkları vardır.
Diş Kaybı - Sigara içmek diş kayıplarında önemli bir faktördür.
Prostat Kanseri - Sigara içmek prostat kanserinin %40'ından sorumludur.
Göğüs Kanseri - Sigara içen kadınlar içmeyenlere göre %75 daha fazla göğüs kanserine yakalanma riski taşır.
Rahim Kanseri - Sigara içen kadınlar içmeyenlere göre 4 kat daha fazla rahim kanserine yakalanma riski taşır.
Boğaz Kanseri - Boğaz kanseri vakalarının %80'ine sigara yol açar.
Mide Kanseri - Sigara içenlerin mide veya bağırsak kanserine yakalanma riski içmeyenlere göre 2 kat daha fazladır.
Karaciğer Kanseri - Karaciğer kanseri vakalarının % 80'i sigara yüzünden olur.
Gırtlak Kanseri - Günde 25 tane sigara içiyorsanız 30 kat daha fazla gırtlak kanserine yakalanma riski taşırsınız. Bu da ilk başlarda konuşma zorluğu ilerleyen safhalarda tamamen konuşamamaya sebebiyet verir.
Amfizrem - Bu hastalığın yol açtığı ölümlerin %85'i sigara yüzünden olur. (Akciğerlerdeki alveoller zamanla esnekliğini kaybeder. İlerleyen safhalarda, yoğun bir biçimde solunum zorluğu olur ve hasta solunum makinasına bağlanmak zorunda kalır.)
Ağız Kanseri - Ağız kanseri vakalarının tamamına sigara yol açar.
Yemek Borusu Kanseri - Bu kanserden ölenlerin hemen hemen hepsi sigara içtikleri için ölmüşlerdir.
Çocukluk Solunum Problemleri - Annesi ya da babası sigara içen çocuklar 6 kat daha fazla solunum yolu hastalıklarıyla karşılaşma riski taşır. (Soğuk algınlığı, kulak iltihapları, bronşit, bademcik problemleri, astım ve de zatüre ki bazen ölüme bile yol açar)
Kulak Enfeksiyonları -Sigara içenlerin çocuklarının orta kulak enfeksiyonuna yakalanma riskleri vardır.
Erken Doğum ve Bebeğin Hafif Doğması - Günde sadece 5 tane sigara içen hamile bir kadının erken doğum yapması ya da oldukça küçük ve de sağlıksız bir bebek doğurma riski inanılmaz boyutlardadır.
Şeker Hastalığı - Sigara içmek, vücudun insülün salgılama yeteneğini zamanla yok eder. Bu da şeker hastalığına yol açar.
Kalp Hastalıkları - Sigara içenlerin kalp krizine yakalanma riski içmeyenlere göre 4 kat daha fazladır.
Kangren - Akciğerler verimsizleştiği için, vücuda çok az oksijen yayılır. İnsan vücudu, bu çok az miktardaki oksijeni iç organlara dağıtmak zorunda kalır. Bundan dolayı, kalbe en uzak kısımlar olan parmak uçlarından itibaren hücreler süratle zincirleme olarak ölür. Çoğu zaman kollar ya da bacaklar kesilebilir.
17.04.2008
2. Artık herkes sigaranın ne kadar ne kadar zararlı olduğunu biliyor. Tütünün kanserojen olduğunu duymayan, bilmeyen kalmadı. Ancak, sigaranın zararları bununla bitmiyor, her türlü kalp ve akciğer hastalığına yol açıyor, damar tıkanıklığı felce kadar götürebiliyor.
İlk nefes ... ve sonrası
Sigara içtiğiniz anda, vücudunuz etkilenmeye başlar. Nabzınız yükselir, daha hızlı nefes alıp vermeye başlarsınız. Kan dolaşımınız yavaşlar. Sigara içinde yaklaşık 3.700 zehirli madde barındıran bir karışımdır. Bunların büyük bir bölümü kanserojendir. En zararları da karbon monoksit, hidrojen siyanid ve amonyaktır ve bu zehirli kimyasal maddeler, bir nefes sigarayla kan dolaşımınıza karışır. Bunun sonucunda, astım, ciğer yangısı, göğüs ağrıları başlar. Daha sık nezle, grip ve soğuk algınlığı geçirmeye başlarsınız.
Her on üç saniyede bir kişi, sigaraya bağlı bir hastalıktan hayatını kaybetmektedir. Her yıl dünyada 2.500.000 milyon kişi sigara yüzünden hayatını kaybetmektedir. Bu ölümlerin başlıca sebebi akciğer kanseridir, ikinci önemli sebep kalp hastalıkları ve diğer kanser türleridir.
İnsan vücudunda, hiçbir bölüm yoktur ki sigarada bulunan kimyasal maddelerden etkilenmesin. Bu bölümde, vücudunuzda kısa bir tur yapacağız ve vücudunuzun ne halde olduğunu size göstereceğiz:
Baş ve Yüz
Bir sigara bağımlısı olarak, ağız kanserine yakalanma riskiniz çok yüksek. Ayrıca tütün duman diş eti hastalıklarına yol açar, diş çürümesine ve nefesinizin kötü kokmasına sebep olur. Bunların yanı sıra sigara bağımlılarında kronik baş ağrılarında rastlanır. Beyne giden oksijende azalma olur bu da beyin damarlarının daralmasında neden olur. Bu durum kişiyi felce kadar götürür.
Akciğer ve Bronşlar
Soluk borunuzdan ve bronşlarınızdan geçen duman göğsünüze iner. Sigara dumanındaki hidrojen siyanid, bronşlarınızın çeperini yakar ve kronik öksürük ortaya çıkar. Bronşlar zayıfladıkça, bu bölgede pek çok hastalık oluşur. Akciğer salgılarında azalma olur ve bu da kronik öksürüklere yol açar. Sigara içenler, içmeyenlere on kat daha fazla akciğer kanseri olma riski taşırlar.
Kalp
Sigaranın kalbe verdiği zararlar tek kelimeyle yıkıcıdır. Nikotin kan basıncını yükseltir ve kanın daha çabuk pıhtılaşmasına sebep olur. Sigarada bulunan karbon monoksitin kandaki oksijeni yok etmesiyle damarlarda kolesterol depolanır ve bu da kalp krizi riskini arttırır. Bunun yanı sıra, kan dolaşımı bozukluklarına bağlı olarak, felç, parmaklarda kangren ve iktidarsızlık, sigara içenlerde çok sıklıkla görülen hastalıklardır.
Organlar
Sigaranın sindirim sistemine pek çok kötü etkisi bulunmaktadır. Sigara tüketimine bağlı olarak, midede asit salgılanması artar, mide yanmaları ve ülser başlar. Sigara bağımlılarında pankreas kanseri çok sıklıkla ortaya çıkar, büyük ölçüde ölümle sonuçlanır. Sigaranın ihtiva ettiği kanserojen maddeler, idrarla dışarı atılır ancak bu maddelerin vücuttaki varlığı mesane kanserine yol açar. Sigara yüzünden oluşan yüksek kan basıncı ise böbreklere büyük zarar verir.
Sonuçlar
Sigaranın sağlık üzerindeki kötü etkileri araştırmalarla kanıtlanmıştır. Bu araştırmalar göre, sigara tiryakisi erkeklerin %40'ı henüz emeklilik yaşına gelmeden hayatını kaybetmektedir. Bu oran sigara kullanmayanlarda %18'dir. Sigara kullanan kadınlarda ise rahim kanseri riski çoğalmaktadır, hamile kadınların sigara içmesi ise sakat ve ölü doğumlarla sonuçlanmaktadır.
Tüm bunlara rağmen, sigarayı bıraktığınız anda vücut kendi kendini tamir etmeye başlar. On yıl içinde vücut hiç sigara içmemiş gibi olur. Ancak, sigarayı bırakmak için kanser ya da kalp hastası olmayı beklerseniz, vücudunuzun kendini tamir etmesi için pek fazla vakti olamayacaktır.
17.04.2008
3. Sigaradan daha öncelikli sorun var mı? Bir toplumsal sorunu neye göre sıralamalıyız. Şüphesiz ölçümüz insan hayatı ve sağlığına verdiği zarar ölçü olarak alındığında: Hiçbir şey, sigara kadar ülkemizde insanlarımıza zarar vermemektedir. Ölçümüz insan hayatıdır.Her yıl ülkemizde 100.000 insanımızı erken yaşlarda sigaraya kurban vermekteyiz eğer önlem alınmazsa önümüzdeki 20 yılda bu sayı 250.000''e çıkacak.Her yıl ülkemizde 100 bin kişinin ölmesi karşısında kılı kıpırdamayanlar var. Her yıl 100 bin kişi ne anlama geliyor?Her gün 1 uçak düşüyor ve 300 kişi ölüyor.Her yıl yüz bin nüfuslu bir şehrimize bir atom bombası atılıyorHer gün içi dolu 6 otobüs uçuruma yuvarlanıyor kimse sağ kalmıyor.Ülkemizde en çok ölüme sebep veren diğer toplumsal sorunlarla karşılaştıracak olursak, sigarayı daha iyi tanıyabiliriz. Ülkemizde sonucu ölüm olan toplumsal belli başlı diğer sorunlarla karşılaştırılacak olunursa :Bilinen terör yılda 2-3 bin insanımızınTrafik terörü yılda 6-7 bin insanımızınSigara terörü yılda 100 bin insanımızın hayatına mal olmaktadır.Sigaranın yol açtığı ölümler trafik, terör, iş kazaları vb. tüm ölümlerin toplamından beş kat daha fazladır.
17.04.2008
4. MORA-TERAPİ
MORA-Terapi Nedir?
Mora-Terapi biorezonans konusunda dünyadaki en ileri teknoloji olarak kabul edilen MORA cihazını kullanarak yapılan biorezonans tedavilerinin genel adıdır.
Biorezonans maddelerin çevrelerine yaydığı mikro-elektromanyetik titreşimlerinin ya da vücudun kendisinden alınan elektromanyetik bilginin tedavi için kullanılmasıdır. Yöntemin temeli doktor Franz Morell ve elektronik mühendisi Erich Rasche’ nın çalışmalarına dayanır. MORA ( Morell ve Rasche) ismi biorezonansı bulan ve teknolojiyi bugünkü seviyesine getiren kişilerin yönteme koyduğu ilk isimdir.
Her madde atomlarının elektron yapısından kaynaklanan ve o maddeye özel olan bir elektromanyetik titreşim paternine sahiptir. Herhangi bir madde vücudu sadece kimyasal özelliği ile değil ayrıca bu elektromanyetik titreşim bilgisi yoluyla da etkiler. Maddenin kendisine özgü bu elektromanyetik frekans paterni elektronik olarak kaydedilebilir ve tedavi için kullanılabilir.
İnsan vücudundaki tüm biyokimyasal işlemlerden daha önemli olan ve tüm vücudu içine alan üst düzey bir kontrol mekanizmasının olduğunu biliyoruz. Vücut üzerinde en üst düzeyde yapılan bu iletişim vücudu saran enerji meridyenlerini kullanır. Bilgi çok ince elektromanyetik titreşimlerle taşınır. Vücudu saran elektromanyetik bilginin bozulması sistemin tıkandığı ve hastalıkların başladığı ilk basamaktır.
Mora-Terapi ile enerji merdiyenlerindeki bilgi akışını bozan normaldışı elektromanyetik frekanslar vücuttan silinir. Birbirinden bağımsız birçok sağlık problemine zemin hazırlayan “ patolojik elektromanyetik titreşimler” kendi “ ayna-görüntüleri” nin vücuda uygulanmasıyla ortadan kaldırılır. Enerji merdiyenlerindeki blokajların bu şekilde ortadan kaldırılması vücutta çok temelden gelen bir iyileşme yaratır.
MORA-TERAPİ NE DEĞİLDİR...
-Bu herhangi bir tipteki elektroterapi değildir. Kullanılan şey elektrik değil, vücudun kendisinden alınan veya maddelerin çevrelerine yaydığı çok ince ultra-fine elektromanyetik titreşimlerdir.
-Mora-Biorezonans aynı zamanda manyetik alan tedavisi de değildir.
-Mora-Terapi tedavi olmanız için tedavi olacağınıza “ inanmanızın” gerekeceği paranormal bir tedavi metodu da değildir. MORA-Terapi biofizikteki en son buluşları kullanan ve bilimsel olarak araştırılmış ve ispatlanmış bir tedavi metodudur.
YAN ETKİSİ YOK...
MORA-Terapinin yan etkisi yoktur. Şimdiye kadar yapılmış bilimsel çalışmaların hiçbirinde ciddi bir yan etkiyle karşılaşılmamıştır. Çünkü vücutta zararlı etkilere yol açabilecek bir tedavi uygulaması vücudun enerji meridyenleriyle iletişime girmez.
Mora-Terapi ile ilgili bilinmesi gereken nokta özellikle kalp pili taşıyanlarda kullanılmadığıdır. Ayrıca dışarıdan frekansların kullanıldığı çeşit bir Mora-Terapi hamileliğin ilk 3 ayında kullanılmaz. Bunlar dışında herhangi bir sağlık problemi Mora-Terapi uygulaması için engel oluşturmaz.
HANGİ HASTALIKLAR
MORA-Terapi ile hastalık değil vücudun anormal işleyen iletişim sistemi tedavi edilir. Vücut normalleştiğinde hastalık kendiliğinden iyileşir. Terapilerdeki en net sonuçlar bağımlılık tedavilerinde, cildi veya havayollarını tutan alerjilerde, kronik zehirlenmelerde, akut ve kronik ağrı durumlarında ve romatizmal hastalıklarda alınmıştır. Prensipte tüm hastalıklarda MORA-Terapiyle bir düzelme yaratılabilir.
Mora-Terapi ile çok ilerlemiş hastalıklarda dahi hastalığın şiddetinin azaltılması mümkündür. Tedavilerde neyin başarılabileceği hastalığın tipine değil vücuttaki enerji meridyenleri üzerindeki baskının tedaviyi bloke edecek kadar büyük olup olmamasına bağlıdır. MORA-Terapide tedavinin değerlendirilmesi ve gidişatı akupunktur nokta ölçümleriyle kontrol edilebilir. Laboratuar sonuçlarındaki değişiklikler ise sonradan ve zaman içinde gelir.
Vücudun kendisinden alınan rezonanslar...
MORA-Terapide kullanılabilecek iki farklı tedavi yolu vardır. Birincisi vücudun kendisinden alınan elektromanyetik bilginin kullanılmasıdır. Bu kullanım şeklinde ellerden ve ayaklardan ve bir yandan da hastalıklı bölgeden alınan titreşimlerin filtrelenmesi ve patolojik titreşimlerin temizlenmesi iyileşmeyi uyarır. Tedavinin nereye kadar başarılabileceği enerji meridyen sisteminin nasıl bir yük altında olduğuna bağlıdır. Genel olarak söylemek gerekirse hastalığın seyrinde iyiye doğru bir değişme ve kişide uzun süreli bir iyilik hali beklenir. Örnek olarak ağrı ile seyreden bir hastalıkta yapılacak bir patolojik frekans temizliği ağrıyı yaratan temel problemde bir düzelmeyi uyarır ve kişinin ağrısı azalır.
Dışarıdan uygulanan rezonanslar...
MORA-Terapi uygulamasında ikinci yol ise kullanılan elektromanyetik titreşimlerin vücut dışında başka bir kaynaktan sağlanmasıdır. Buna örnek olarak sigara bırakma tedavisinde son içilen sigaradan alınan elektromanyetik bilginin kullanılmasıdır. Sigara ile ilgili tüm titreşimler vücudunuzdan silinir ve vücudunuzun sigaraya karşı kodlaması değişir. Başka bir örnek herhangi bir ağır metal zehirlenmesi için verilebilir. Bu durumda zehirli maddenin vücuttan atılabilmesi için yine o ağır metalin frekans bilgisi kullanılır. Burada yapılan işlem temizlenmeye çalışılan frekans örneğinin tam tersinin (ayna görüntüsünün) vücuda uygulanmasıdır. Bir başka örnek olarak MORA-Terapi ile allerji tedavisi de oluşmuş olan yalnış kodlamanın bu şekilde temizlenmesidir
HASTALAR İÇİN ÖNERİLER...
MORA-Terapi uygulanan hastaların çoğunda durumun iyileşmeye başlaması ilk birkaç tedavi seansı ile olur. Ancak bazen ilk tedavi ile birlikte genel şikayetlerde bir artma da görülebilir. Bunun sebebi MORA-Terapinin vücutta eskiden beri birikmiş olan zararlı titreşimleri serbestleştirmiş olmasıdır. Her MORA tedavisinin öncesinde ve sonrasındaki günlerde fazla miktarda su içme önerimiz ihtiyacınız olacak olan temizlenmeyi kolaylaştırmak içindir. Deri yoluyla (sıcak duş, sauna, keselenme) temizlenme de önerilir. Toksin atılımı kendisini idrarda ve dışkıda kötü bir koku şeklinde gösterebilir. Kişilerde nadir olarak kısa süreli bir ishal de görülebilir.
Bağımlılık tedavilerinde iyileşmeyi ortaya çıkarmak için bir tek seans genellikle yeterlidir. Diğer tedavilerde birkaç seansta hala bir düzelme başlamamış ise sistemin işleyişinde ciddi bir blokaj akla getirilmelidir. Kronik hastalıklarda akut durumlara nazaran genellikle daha fazla terapi oturumu gerekir. Alerjilerde tedavinin ne kadar süreceği alerjiye yol açan temel stresörlerin neler olduğuna bağlıdır.
SON SÖZ... MORA-Terapi ile her türlü hastalıkta ve hastalık çok ilerlemiş olduğunda bile yaratılacak bir düzelme olduğunu bilmek ve MORA-Terapinin hiçbir zaman hasara sebep olmadığını hatırlamak önemlidir
25.04.2008